ArabicEnglishGermanRussianTurkish

Son Haberler

Prof. Dr. Nüket Rüzgaresen 8 Mart 2018 Dünya Kadınlar Günü ve Dünya Böbrek Günü Etkinlikleri kapsamında ‘Nefrotik Sendrom’ konulu konferans için Kahramanmaraş’taydı

Kahramanmaraş’ta Dünya Böbrek Günü unutulmayarak,Kahramanmaraş Böbrek ve Diyaliz Hastaları Derneği, KYK Nuri Pakdil Yurdu, Onikişubat Belediyesi, Türkoğlu Belediyesi ve Nesli Pak Derneği tarafından organize edilen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve Dünya Böbrek Günü programı düzenlendi.

Program ile ilgili konuşan Nüket Rüzgaresen, ”Özellikle gençlerimizle bir arada olmak ve onları böbrek sağlığı hakkında bilgilendirmek benim için çok önemliydi. Çünkü bizim Dünya Böbrek Gününü kutlamada ki en büyük amacımız, toplumu bu konuda bilgilendirmektir” dedi. Böbrek hastalıklarının sinsi ve sessiz seyreden hastalıklar olduğuna değinen Doktor Rüzgaresen, ”Erken tanı ve tedavi süreci bizim için çok önem taşıyor. İnsanları bilgilendirerek bunun önüne geçebileceğimizi düşünüyorum. Nefrotik Sendrom bizim tedavisine önem verdiğimiz bir hastalık, bu konuda bilgilendirme imkanı bulduk” diyerek sözlerini tamamladı. Prof Dr. Nüket Rüzgaresen’in sunumu sonrasında hediyeler takdim edilirken, Hülya Şirikci Çekici’nin Yağlı Boya Resim Sergisi katılımcılar tarafından ilgi gördü.

Protein tozu böbreğe zararlı mı?

İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Rüzgaresen, “Protein tozları yerine doğal gıdalar tercih edilmelidir. Özellikle böbrek hastalığı olan kişilerde protein tozları önemli sıkıntılara yol açabilir” dedi

19 Kasım 2017 Pazar 07:08

Son yıllarda artan protein tozu kullanımı spor hocalarını ve doktorları ikiye ayırmış durumda. Spor hocalarının “Kullanabilirsiniz” talimatına karşılık doktorların tavrı ise net! Peki protein tozunu bilinçsiz kullanmak nelere yol açıyor? Kimler protein tozunu kullanabilir, kimler yanından bile geçemez? İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Nüket Rüzgaresen, protein tozu kullanımının yol açtığı tehlikelere dikkat çekti.

PROTEİN TOZLARI YERİNE DOĞAL GIDALAR TERCİH EDİLMELİDİR

Protein tozu yerine doğal gıdaların tercih edilmesi gerektiğini belirten Rüzgaresen, “Proteinler vücudumuzun önemli yapı taşları arasında yer almaktadır. Gıdalar ile alımı takiben, sindirim sistemi içerisinde aminoasitlere ayrılarak kana karışır ve karaciğere taşınırlar. Burada tekrar birleşerek vücuttaki doku proteinlerini oluştururlar. Büyüme ve gelişmedeki görevlerinin yanı sıra savunma sistemi elemanlarının, vücudumuzda düzenleyici rol oynayan hormon ve enzimlerin de temel maddesi proteinlerdir. Aynı zamanda enerji kaynağı olarak da kullanılırlar. Bu aminoasitlerin bazıları vücut tarafından üretilir. Bazılarının da mutlaka dışarıdan gıdalar ile alınması gereklidir. Her bireyin protein ihtiyacı farklı olup gereğinden fazla protein almak yarardan çok zarar getirebilir. Bazı hastalıklarda, çocuklarda, gebe ve emziren kadınlarda ayrıca da spor yapan kişilerde protein ihtiyacı artar. İhtiyaca göre, protein tozları yerine kaliteli protein içeren doğal gıdalar, hayvansal ve bitkisel doğal besin kaynakları tercih edilmelidir” diye konuştu.

FAZLA PROTEİN TÜKETİMİ BÖBREKLERİ OLUMSUZ ETKİLİYOR

Yüksek miktarlarda protein tozu alımının yol açtığı hastalıklara da değinen Prof. Dr. Nüket Rüzgaresen, “Proteinler, sağlıklı kasların ve bağ dokusunun büyümesi için gereklidir ve vücut kompozisyonu ve atletik performansta artış sağlar. Özellikle çalışma sonrası kas dokusunun büyümesi ve onarılması için çalışır. Protein tozlarının günümüzde en sık kullanım amacı yoğun spor yapıldığında artan protein ihtiyacını karşılamaktır. Ancak gerek diyet yoluyla gerekse protein tozları aracılığıyla fazla protein tüketimi böbrekler üzerine direkt olumsuz etki yapabilmektedir. Sağlıklı böbreklere sahip erişkinlerde protein tozuyla ilgili problem yaşanmayabilir ancak devam eden yüksek miktarlarda protein tozu alımı böbrek taşı dahil böbrek hastalıkları riskini arttırmaktadır. Proteinler vücutta kullanıldıktan sonra yıkılır.Bu yıkım neticesinde yıkım ürünü olarak vücuda zararlı olan maddeler ortaya çıkar. Eğer kişinin böbrekleri sağlıklı ise bu zararlı maddeler idrarla vücuttan atılır. Böbrek yetersizliği varlığında bu maddeler dışarı atılamaz.  Böbrek problemleri olan hastalarda zaten hasta olan böbrekler üzerinde oluşacak ekstra yük, böbrek fonksiyonlarında azalmaya yol açacaktır. Bu nedenlerle bazı böbrek hastalıklarında diyette protein kısıtlamasına gidilmektedir” şeklinde konuştu.

DOKTOR KONTROLÜ ŞART!

Protein tozu kullanmak isteyenlerin mutlaka doktor kontrolünden geçmesi gerektiğine de vurgu yapan Rüzgaresen şunları söyledi: “Bireyler, kesinlikle kendi kararlarıyla protein tozuna başlamasın. Böbrek hastalıkları sessiz ve sinsi seyreden hastalıklardır. Kişi böbrek hastası olduğunu bilemeyebiliyor. Bir de üzerine protein tozunu tükettiğinde böbrek yetmezliği ilerleyebilir, hastalık yoksa da ortaya çıkabilir. Genellikle spor hocaları, ‘Böbrekleriniz sağlamsa kullanabilirsiniz”  diye öneriyor. Ancak kimse böbreği sağlam mı, değil mi diye bakmıyor. Protein tozu kullanmak isteyen bireylerin mutlaka doktor kontrolünden geçmesi gerekiyor. Hasta tamamen sağlıklıysa ve hekimi de onay verirse protein tozunu kullanabilir. Yine de aşırı miktarda tüketmelerini istemiyoruz. Bazı hastalıklarda protein tüketimini artırabiliyoruz ancak öncelikli tercihimiz, besinsel olarak artırılması. ”

http://www.gazeteturk.org/

Böbrek taşında hipnozlu tedavi

Böbrek taşında hipnozlu tedavi;

Hipnoz yöntemi, sadece psikolojik amaçla değil, çeşitli hastalıklarda ağrıları azaltmaya destek amaçlı olarak da kullanılıyor. Bunlar arasında böbrek taşı düşürmeye bağlı ağrılar da yer alıyor

Psikoloji bilimi açısından “Telkine yatkınlık gösteren bir tür yapay uyku veya uyku-uyanıklık arası hal” olarak tanımlanan ve 19’uncu yüzyılın sonlarından itibaren daha fazla başvurulmaya başlanan bir yöntem olan hipnoz, çok geniş bir alanda kullanılıyor. Tarsus’taki özel bir hastanede görevli Psikolog Dilber Demir Baydar, hipnozun kullanım alanları arasında böbrek taşı düşürmeye bağlı ağrılar, zona ağrıları ve migren ağrılarının azaltılmasının da yer aldığını belirtti. Hipnozla, psikolojik açıdan problemleri olan kişilerin iç dünyaları hakkında bilgi alınabildiğini vurgulayan Psikolog Dilber Demir Baydar, “Hipnotik yöntem ile hastanın geçmişini video kayıttan seyrederken, geleceğine yönelik tedavimizi planlarız. Hipnoz edilmede bireyin hipnoza yatkınlığının önemi büyüktür. Herkesin hipnoza yatkınlığı farklıdır. Kişilik, yaş, cinsiyet, düşünce biçimi gibi özellikler yatkınlığı etkiler. Her danışan için farklı yöntemler kullanılmaktadır. 6-10 yaş arasında hipnoza yatkınlık fazla iken yaş ilerledikçe düşer” dedi.

Haber Kaynağı

Böbrek yetmezliği belirtileri nelerdir?

Böbrek yetmezliği, böbreklerin çalışmasının yavaşlaması veya durmasına bağlı olarak kanda bulunan su, tuz ve diğer minerallerin (elektrolitler) dengesinin bozulmasıdır.

Böbrekler çalışmadığında elektrolitler ve atık sıvılar vücutta birikmeye başlar ve bu atıkların seviyesi yükseldikçe ölümcül sonuçlar doğurabilen komplikasyonlara neden olabilir.

Böbrek yetmezliği belirtileri arasında, tuvalete çıktığınızda çok az idrar gelmesi, hiç gelmemesi, bacak ve ayaklarda ödem oluşması ilk sıralarda gelmektedir.

BÖBREK YETMEZLİĞİ BELİRTİLERİ NELERDİR ?

Böbrek yetmezliğinin ilk aşamalarında herhangi bir belirti görülmeyebilir (asemptomatik).

Ancak böbreklerin çalışma kapasitesi düştükçe vücuttaki su ve elektrolit dengesi bozulmaya başlar.

Böbrek yetmezliği bir sonraki aşamaya geçtiğinde güçsüzlük, nefes darlığı görülür. Bu noktada ayaklar ve bacaklar başta olmak üzere vücut genelinde şişlik oluşabilir.

Böbrekler tam kapasite ile çalışmadığı için tuvalette idrar çok az gelebilir ya da hiç gelmez.

Diğer belirtileri ise iştah azlığı, mide bulantısı ve kusmadır. Tüm bunlarla birlikte zihin karışıklığı, kaygı, sinirlilik hali ve uyku sorunları baş gösterebilir.

Böbrek yetmezliğinin yukarıdaki belirtilerine ek olarak görülen diğer bazı belirtileri ise hıçkırık, kas krampları, kas seğirmesi, kaşıntı, göğüs ağrısı, kontrol altına alınamayan yüksek tansiyon olarak sıralanabilir.

Böbrek yetmezliği belirtileri kişiden kişiye farklılık gösterebilir veya başka bir rahatsızlığın belirtileri ile benzeşebilir.

Ayrıca böbrekler her türlü duruma oldukça kolay uyum gösterebildiğinden, böbrek yetmezliğinin ciddi belirtileri, böbrekler geri döndürülemez şekilde hasar görene kadar ortaya çıkmayabilir.

Bundan korunmak için, belirtiler hafif dahi olsa, normal dışı bir durum fark ettiğinizde vakit kaybetmeden doktor kontrolüne giderek gerekli testleri yaptırmanız önerilir.

BÖBREK YETMEZLİĞİ ÇEŞİTLERİ

Böbrek yetmezliği nedenlerine göre 5 ana kategoriye ayrılır:

1) Akut Prerenal Böbrek Yetmezliği: Akut prerenal böbrek yetmezliği böbreklere doğru olan kan akışının azalması durumunda yaşanır. Kan akışı yetersiz olduğu için böbrekler kanı tam anlamıyla filtreleyemez. Bu tip böbrek yetmezliği genellikle kan akışını etkileyen durumun düzeltilmesiyle birlikte tedavi edilebilir.

2) Akut İçsel Böbrek Yetmezliği: Akut içsel böbrek yetmezliği direkt böbrekleri etkileyen travmalar neticesinde görülür. Kazalar, böbreklere alınan darbeler, toksin yüklenmesi, böbreklere yeterince oksijen gitmemesi, aşırı kan kaybı, böbrek enfeksiyonları içsel böbrek yetmezliği nedenleri arasındadır.

3) Kronik Prerenal Böbrek Yetmezliği: Akut prerenal böbrek yetmezliği tedavi edilmediğinde ve böbrekler kanı temizleyemediğinde durum akut içsel böbrek yetmezliğine dönüşür. Bu durumda böbrekler küçülmeye başlar ve fonksiyonunu yavaş yavaş kaybeder.

4) Kronik İçsel Böbrek Yetmezliği: Böbreklere alınan darbeler, travmalar ve tedavi edilmeyen böbrek enfeksiyonları akut içsel böbrek yetmezliğinin kronik içsel böbrek yetmezliğine dönüşmesine neden olur.

5) Kronik Postrenal Böbrek Yetmezliği: Bu tip böbrek yetmezliği idrar yollarının uzun süre tıkalı kalması ve idrarın vücuttan tam olarak atılamaması neticesinde oluşur.

BÖBREK YETMEZLİĞİ RİSKİNİ ARTTIRAN FAKTÖRLER

Yukarıdaki durumlara ek olarak kısa zamanda aşırı miktarda sıvı kaybı, yüksek tansiyon ilaçları, kalp krizi, kalp hastalıkları, enfeksiyon, karaciğer yetmezliği, bazı ilaçların (aspirin, ibuprofen, advil…) sık kullanımı, lupus hastalığı, kemik iliği kanseri, kolesterol birikimi nedeniyle tıkanan damarlar, aşırı alkol tüketimi, uyarıcı ilaçların kullanımı, kan damalarında görülen iltihaplanmalar, ciddi yanıklar ve vücudun susuz kalması böbrek yetmezliği nedenleri arasındadır.


BÖBREK YETMEZLİĞİ TEŞHİSİ NASIL KONUR?

Doktorunuz dikkatinizi çeken belirtilerin neler olduğunu öğrendikten sonra fiziksel muayene yapacaktır. Gün içinde ne kadar idrar yaptığınızı ve idrara çıktığınızda herhangi bir sorun yaşayıp yaşamadığınızı sorabilir.

Böbrek yetmezliği teşhisinin tam konulabilmesi için çeşitli testler ve prosedürler kullanılır. İdrar ve kan testleri böbreklerin fonksiyonunu tam olarak yapıp yapmadığının belirlenmesi için doktorunuza yardımcı olacaktır.

Böbreklerin boyutlarında herhangi bir değişiklik olup olmadığının görülebilmesi için ultrason ve/veya CT taraması gibi görüntüleme yöntemlerine başvurulabilir.

Bazı durumlarda böbrek biyopsisi yapılması gerekebilir.

TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Tedavi seçenekleri böbrek yetmezliğinin nedenine bağlı olarak değişmektedir.

Örneğin böbrek yetmezliği kandaki sıvı noksanlığına bağlı olarak oluştuysa doktorunuz damar yoluyla (entravenöz) sıvı takviyesi önerebilir.

Tam tersi durumda ise, yani böbrek yetmezliği aşırı sıvı birikimi nedeniyle gelişirse idrar söktürücü ilaçlar reçete edilebilir.

Ayrıca hastanın kanında bulunan mineral (kalsiyum, potasyum…) oranlarını normal düzeylerine çekebilmek için ilaç desteği önerilebilir.

Böbrek yetmezliği nedeniyle artan kandaki toksinler diyaliz tedavisiyle atılabilir. Yapay bir böbrek görevi gören diyaliz makinesi kanı filtreden geçirir ve toksinleri temizler.

BESLENME ÖNERİLERİ

Böbrek yetmezliği tedavisi sırasında ve sonrasında böbrekleri korumak için doğru beslenme kritik bir rol oynar.

Doktorunuz sizin durumunuza uygun bir beslenme programının oluşturulması için sizi bir beslenme uzmanına yönlendirebilir.

Böbrek yetmezliği yaşayan hastalara, böbreklere binen yükün hafiflemesi için genellikle daha az potasyum tüketmeleri (muz, portakal, patates, ıspanak, domates yüksek oranda potasyum içeren gıdalardan bazıları), sodyumu kontrol altında tutmaları (konserve gıdalar, dondurulmuş gıdalar, hazır gıdalar, fast-food gıdalar yüksek oranda sodyum içerir), tükettikleri fosforu sınırlandırmaları (süt, fıstık, kuruyemişler yüksek fosfor içeren besinler arasındadır) önerilmektedir.

BÖBREK YETMEZLİĞİNDEN KORUNMAK MÜMKÜN MÜ?

Böbrek yetmezliğinden korunmak için yapılabilecek tek şey böbreklere aşırı yük bindirmeyen bir beslenme programına sadık kalmaktır.

Çok fazla tuz tüketiyorsanız, aşırı yağlı gıdalarla besleniyorsanız, düzenli olarak alkol kullanıyorsanız, sigara içiyorsanız böbrek yetmezliği riskini arttırıyorsunuz demektir. Çünkü böbrekleriniz tüm bunları temizlemek için fazla mesai yapacaktır.

Uzun yıllar boyu normalden fazla çalışan böbrekler günün birinde yorulabilir.

Ayrıca yüksek tansiyon ve diyabet hastaları, ilerleyen yıllarda böbrek yetmezliği yaşamamak için doktorun verdiği ilaçları düzenli olarak kullanmalı, diyabeti ve tansiyonu kontrol altında tutmalıdır.

Kronik böbrek hastalarının sayısı artıyor

Kronik böbrek hastalarının sayısı artıyor

Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, yürütülen farkındalık çalışmalarına rağmen kronik böbrek hastalığının yıllık artış oranının dünyada ve Türkiye’de giderek yükseldiğini bildirdi.

Erk, yaptığı yazılı açıklamada, Uluslararası Böbrek Vakıfları Federasyonu tarafından hazırlanan “Küresel Durum Raporu”nun açıklandığını belirtti.

HASTALIK GİDEREK YÜKSELİYOR

Dünya nüfusunun yüzde 10’unu etkileyen kronik böbrek hastalığı sebebiyle her yıl milyonlarca insanın uygun tedaviye ulaşamadığından hayatını kaybettiğini aktaran Erk, şöyle devam etti:
“Önlenebilir bir hastalık olan kronik böbrek hastalığıyla mücadelede, beslenme ve hayat tarzı alışkanlıklarında yapılacak küçük değişiklikler öncelikli adımlardır. Yayınlanan durum raporunda, ‘Küresel Hastalık Yükü Araştırması’na göre 1990 yılı dünyadaki toplam ölüm nedenleri listesinde 27. sırada yer alan kronik böbrek hastalığı, 2010 yılında aynı listede 18. sıraya yükselmiştir. Bu durum HIV ve AIDS’den sonraki en hızlı artıştır. Yürütülen farkındalık çalışmalarına rağmen kronik böbrek hastalığının yıllık artış oranı dünyada ve Türkiye’de giderek yükselmektedir.”

YILDA 1 MİLYON KİŞİ HAYATINI KAYBEDİYOR

Timur Erk, 112 ülkeden birçok kişinin tedaviye gücü yetmediği ve uygun tedaviye ulaşamadığının belirlediği raporda, yılda 1 milyon kişinin kronik böbrek yetmezliğinden hayatını kaybettiğine dikkat çekildiğini ifade etti.
Raporda dikkat çeken noktalardan birinin de yaşlı nüfustaki kronik böbrek hastalığı oranı artışı olduğunu bildiren Erk, şu bilgileri verdi:
“Tüm dünyada 65-74 yaş arasındaki her 5 erkekten ve her 4 kadından birinin kronik böbrek hastası olması, yaşlı nüfusun artışı göz önüne alındığında son derece tehlikeli bir durumu ortaya koyuyor. TÜİK verilerine göre 2014 yılında yüzde 8’e çıkan 65 yaş ve üzeri nüfus oranının 2023 yılında yüzde 10’u aşması bekleniyor. Söz konusu tabloda görünen artış, hastalığa karşı gerekli önlemler alınmaması durumunda kronik böbrek hastalığı artışını da beraberinde getirecektir.”

“DÜNYADA 2 MİLYONDAN FAZLA KİŞİ…”

Erk, raporda, dünya genelinde 2 milyondan fazla kişinin, diyaliz veya böbrek nakliyle hayatını sürdürebildiğinin ancak bu rakamların sadece yaşamak için tedaviye ihtiyaç duyanların yüzde 10’unu temsil ettiğinin vurgulandığını belirtti.
Böbrek yetmezliği tedavisi gören hastaların yüzde 80’inin, sağlık hizmetlerine geniş kapsamlı erişimin olduğu ve yüksek oranda yaşlı nüfusa sahip ülkelerde yaşadığını ifade eden Erk, raporda yer alan bilgilerle ilgili şunları kaydetti:
“Çin ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerde yaşlı nüfus oranının artmasına bağlı olarak böbrek yetmezliği vakalarının artacağı öngörülmektedir. Tüm dünyada böbrek yetmezliği tedavisi gören toplam 2 milyon kişinin çoğunluğu beş ülkede toplanmıştır. ABD, Japonya, Almanya, Brezilya ve İtalya. Bu ülkelerin toplam nüfusu, toplam dünya nüfusunun yüzde 12’sine denk gelmektedir. Gelişmekte olan 100 ülkede ise hastaların sadece yüzde 20’si tedavi görebilmektedir ve bu ülkelerin toplam nüfusu, dünya nüfusunun yüzde 50’sini oluşturmaktadır.”

Haber Kaynağı